pirayediyorlar
Nazım zannettim bir Piraye yolunda, Piraye oldum bir Nazım uğruna...

Affetmek

364
0
1
Affetmenin yüceliği dillere pelesenk olmuş, şairlerin kalemlerine kafiye, yazarların romanlarına en uzun paragraflar olmuş. Takvim sayfaları birer birer kopmuş ama bir şekilde genel olarak affetmenin yüceliğinden bahsedilmiş.

Öyle ki nereye bakarsanız bakın; affetmemek sanki kör bir leke gibi hissettiriyorlar. Affetmek yüce bir duygu diyerek kendilerini yüceltiyormuş hissi vermiyorlar mı? Ben affediyorum o zaman mükemmel bir insanım.

Affedilmeyi böylesine yüce ve matah bir yetenek gibi gösteren insanların daha çok hata yaptığını düşündünüz mü?

İnançlı birine göre affetmek eylemi yaratıcıya mahsus olur. Ben yaratıcı olmadığıma göre affetmek eylemi ya da adına her ne deniliyorsa beni aşar. Seni de aşar! Affetmek demek devamındaki hataların yolunu açmak demektir. Affetmek bir yücelik değildir. Karşındaki insana yeni bir hatanın yolunu açtım, deme şeklidir.

Bir de affeden insanların bu yaptıkları eylemi sizin gözünüze sokması durumu vardır. Seni affettim, çünkü sen hatalar yaparken ben kusursuz bir insanım demeye mi çalışıyorlar yoksa şimdi ben seni affediyorum ileride bir hata yaptığımda da sen beni affedeceksin mi demek istiyorlar? Adeta taktiksel bir oyun gibi değil mi?

Affediyorum ama ara sıra bunu senin yüzüne çarpan cümlelerime hazırlıklı ol.

Affediyorum ve ben yüce bir insanım.

Affediyorum ve ben çok iyi niyetli, kusursuz bir insanım. Sen ise hayatın boyunca hatalar yapacaksın ve her zaman karşındaki insandan affedilmeyi bekleyeceksin.

Affediyorum ama bu hatanı bir ömür boyu unutmayacağım.

Affettiğini söyleyen insanlar korkunç bir tiyatro oyunu gibi değil mi?

“Affetmeyeceğim. Affetmenin, ne büyük uyum isteği ve palavra olduğunu fark ettim,” diyen Umay Umay’ın haklılığı çok ortada değil mi?

Affetmeyin ve sizi affedecek olanlardan uzak durun. Onların affetme palavrasının altına girerek kendilerini yüceltmesine imkan vermeyin.

Bu paylaşımı beğendiniz mi?
...
Şikayet Et
Benzer Paylaşımlar
Makyaj Ürün İncelemesi 2
Hellööö bebişler. bugün sizlere yaklaşık 1 aydır kullandığım fondötenden bahsetmek istiyorum. Öncelikle kapatıcılığından bahsediyim yüksek kapatıcılığı yüzünüzdeki memnuniyetsiz ifadeyi mutsuzluğu bile kapatır. Aranıza eklenen sivilceler varsa siyah noktalar mevcutsa hiç telaşlanmayın bi sürüşe bakar. Diğer fondötenler gibi tek bi sivilce bile yapmıyor. 1 aydır kullanıyorum hala yeni almışım gibi azalma da olmuyor. kalıcılığı da uzun. parlama yapmıyor. t bölgenizi yağlandırmıyor. Bi fondötenden isteyeceğiniz her şeye mevcut. Fiyatı 127 lira. Ama bu fiyata değebilcek performans da.
Terk Edilince Aynı Yerde Kalan Sızı
Öylesine umutlanmıştım ki bağırmak istiyordum. Belki kabullenememiştim ama üzmüştün, düşündüğüm de boşa gelmeyeceksin sokağın karanlık bir köşesinde yapa yalnız otura kaldım. Yanımdan geçenler sadece suratıma bakıyor ve geçiyor. Beni çok çok yordun hep başladığım yerde ağlıyorum bazen de öldüresim geliyor kendimi. Değil duygusallık bunu hiç bir his anlatamaz sana. Öylesine yoksunluk çekiyorum ki o manzaraya bakarken seni seyrettiğim balkonda. Doldum artık yeterince beni dinleyen sen yoksun, gölgen bile kaçtı. Titriyorum iliklerime kadar geceleri. Evimizi bile terk ettim belki gelirde sokağa bakıp halime acırsın. Ey sevgisizlik adını duvarlara yazsam ay ışığı siler, gölgeme dokunsam kaybolur. Adım atsam düşerim peki ya şimdi ne yaşayacağım onsuz tekneme bile binip yol alamam. Her defasında geldi diye o pencereye bakamam. Dayanmıyor kalbim, çok kirliyim su görsem içemem ona verdiğim gülü beslerim. İçimde kalan sevgisizlik beni hapis yatırıyor artık, ziyaretime gelen yok sanki kafese tıkılmış özgürlüğü çalınmış bir kuş gibiyim. Yorgunum be hasret, yorgunum sevgili ben bırakıyorum artık seni. Beklediğim yerden kalkıp gidiyorum olurda tekrar seversem. O pencerene bakmaya gelip gülüşlerini, mutluluğunu gördüğümde kendime sırf ıstırap yaşatmak için iç çekeceğim.
Üfleyince Uçan Çiçek
Karadeniz bitki çeşitliliği fazla olan bir bölgedir. Renk renk, koku koku, şekil şekil... Bir sürü bitki...Burada yaşamanın bana kattığı en güzel şeylerden biri, bir çok bitki türünü görebilmek olmuştur. Adını bilmesem de bir çok bitki türünü görüntü olarak tanıyabiliyordum. Şu üfleyince uçup dağılan, beyaz, pamuktan top şeklinde olan çiçek... Evet, ismini bilmiyorum. Ama şunu çok iyi biliyorum, bu çiçeğin varlığı çok şey anlatıyor. Mesela dokununca dağılıveriyor, geriye getiremiyorsun... Tıpkı rüyalarımız gibi degil mi? Tam ulaşacakken kayboluyor...Ya da "dokunsan ağlayacak" denilen o duyguyu hatırlatıyor. Bazen de sanki bir misafirlikte toplandiktan sonra herkesin evine dağılmasını, birlikte olmayı ve daha sonrasında dağılmayı hatırlatıyor...Bir şeyi daha hatırlatıyor bana.. Belki de çiçek uçmak istiyordur fakat tek bir boyutta uçamadığı için parçalara ayrılması gerekiyordur... Bu benzetmeleri arttırabiliriz. Belki sizlerden, daha güzel fikirler, benzetmeler çıkacaktır.Bu çiçekleri köydeyken gözlemleme fırsatım oldu. Birkaç gün önce şiddetli rüzgarlar esmişti. Bugünse o çiçekler bahçede sapasağlam duruyorlardı. Doğada çok narin gözükseler de aslında güçlüydüler. Galiba bu çiçeklerin gücü bir tek insanlara yetememişti. Peki bu ne demekdi? Nasıl açıklanabilirdi?... Nasil açıklanmalıydı? Bununla alakalı düşünürken sadece şu sözcükler düştü aklıma:"Sen ki dağın başında, rüzgarların estiği bir bahçede büyüdün, dağılmadın da, bir insanın nefesiyle dağılıp parçalara ayrılıverdin. "
Ilk Paylasım
Merhaba
İnsanlığın Sonu Nereye Varacak ?
Akıllarda hep bir soru ? Nereye gidiyor bu gençlik diye ?Bunu soranlar sence haksız mı? Bence değiller.Acayip bir hal almadık mı sizce de.. Kimse kimseye zerre-i miktar tahammül edemiyor.Kimse kimseye sebepsiz yere tebessüm etmiyor.Kolaylaştırmak yerine her şeyi zorlaştırıp kavga etmeye bahane arıyoruz adeta.Ama neden böyle olduk bizi bu hale getiren şey ne?Ben çok şükür sokaklarda oynamış ,dostluk arkadaşlık nedir bilen bir zamanda büyüdüm.Sokakta oynadığımızı gören komşu teyzenin irmik helvası verdiği çocuklardandım.Her türlü oyunu her türlü yaramazlığın zirvesine varmış.Saklambaç oynarken kendi evime saklanmaya gitmiş insanım :)Şimdiler de minikler ne sokakta oynuyorlar ne ekip ruhundan ne eğlenceden anlıyorlar.Çok azı çok çok azı bizim yaşadığımız şeyleri hissediyor onlar da köy yerlerinde olan çocuklar diye düşünüyorum.Teknoloji hem enerjimizi hem yıllarımızı hem çocukluğumuzu çalar vaziyette değil de ne?Peki çare nedir?Hayatın gerekliliği bilim ve teknoloji i pad tablet bilmem ne..Bunlar artık vazgeçilmez her evde her konutta wifi şifresini sorar olduk:)Bunlar bizim için hangi yönden yararlı evet bilgi ve haber akışı açısından süper.Gurbette yaşayanlar için özlem giderme kaynağı bir nevi.Avantajı var ama zararları oldukça fazla.Buna çözüm getirmeye benim kapasitem yetmez.Ama naçizane bir kaç şey söyleyeyim.Annen senle sohbet etmek isteyince arkadaşına mesaj yazmaya vakit ayırma annene kulak ver.Baban senle dışarı çıkmak istediğinde dizimi izlicem diyip onu ekme.Kardeşi sana bu kıyafet nasıl olmuş diye sorunca of işim var git diyerek telefona gömülme.Kıymet bilmek karşımızdakinin mahiyetini anlamak lazım.O kimyasal radyasyon yuvalarını yerine göre kullanmak bizim akıllı insan olduğumuza kanaat eder.Kölesi olmamız ise .. ben tamamlayamayacağım.
En Tükenmiş Anlarımda Yüzümdeki Tebessüm Sabittir
Her zaman en yakınlarına bile gerçekten ne hissettiğini belli etmeyen bi insan oldum. Herkese karşı bi duvar ördüm. Kızgınlığım da kırgınlığım da olsa dışarıya karşı hep bi saba tümer bi yıldız tilbe gibiydim. Ne kadar incinirsem incineyim içime atıp iyi misin sorularına mutluluktan geberiyorum çok iyiyim sorun yok cevaplarını verip durdum peki şimdi noldu İyi değilim, iyi olmaya niyet ettiğim günleri de geride bıraktım. Sanki yirminci kattan düşmüşüp de kalkıp yürümeye devam etmişim gibi bi haldeyim. Kolum kanadım kırıldı en çok da kalbim. kendimi yiyip bitiriyorum her defasında da aynı şey için pişmanlık duyuyorum. "Bu dünyaya geldiğim için duyduğum pişmanlık bu evet" yara almaktan bi zamanlar korkan kız defalarca kez yara alınca bi süre sonra yarasını sarmayı öğrenir oldu. İçimdeki ateşle oynayıp yanmaya alıştım nasıl olsa. Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim BEN TÜRKİYE DEĞİLİM ALDIĞIM TÜM DARBELER BENİ YIKTI.
Yorumlar (0)
Gönder